İNSANİ DEĞERLER EĞİTİMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ

Öğretmenlerin çalışma saatlerinin yoğunluğundan, mali zorluklardan ve çalışma alanlarının sosyal problemlerinden kaynaklanan stres sonucu, verdikleri eğitimin amacına erişip erişmediğine şüphe ettikleri sık sık gözlenmektedir.
 
İlk ve asal görevi "iyi bir vatandaş yetiştirmek" olan öğretmenin, öğrencilerdeki zorbalık, uyuşturucu, hırsızlık, sevgi ve saygının yoksunluğu gibi olumsuz gelişmelere tanık olmaları, çalışmalarını zorlaştırmakta, isteksizlik ve iş tatminsizliğine yol açmaktadır. İDE, planlı ve değer tabanlı bir eğitimi sağlayan uygulamasıyla, öğretmen için çok ihtiyaç gösteren bir araçtır.
 
Günümüzde sevgi ve saygı yoksunluğu yüzünden öğrenciler arasında bir birlik yoktur. Öğretmenler arasındaki ilişkiler hoş olmalıdır. Böyle bir örnek çocukları özendirecektir. Çocuklara karşı hiç bir zaman öfke göstermeyin. Onlarla daima yumuşak ve tatlı dille konuşun. Her zaman istenileni yapamayabilirsiniz ama her zaman nazik bir dille konuşabilirsiniz. İmkanlarınızı en iyi şekilde kullanarak, en küçük detaya kadar her şey çocuklara öğretilmelidir. Ancak o zaman çocuklar büyük bir hevesle/şevkle öğrenip mukabelede bulunacaklardır. Matematik, fizik, kimya kitaplardan veya laboratuvarda yapılan deneylerle öğrenilebilir. Fakat insani değerler o şekilde öğrenilemez. İnsani değerler kitaplardan öğrenilecek şeyler değildir. Öğretmen tarafından yalnızca sözlü bir ders olarak da öğretilemez. Bedensel egzersizlerin eğitimi gibidir. Atletizm ancak örnekle öğretilebilir. Eğitmen, hareketleri gösterir ve öğrencilerin bunları aynen yapmalarını ister.
 
Çocuklar, büyükleri taklit ederler. Bu nedenle sizler de çocuklara Hakikat, Sevgi, Doğru davranış, İç huzur ve Şiddetten kaçınma değerlerini öğüt olarak değil de uygulayarak öğretin. Ancak o zaman çocuklar doğru yolda gelişeceklerdir. Bunun sonucunda da bütün toplumlar bir gelişme gösterecektir. Çocukların ortak bir noktaları vardır. Kulaklarını öğütlere kapar, gözlerini örneklere açarlar. Uygulamaya koymadığınız hiçbir şeyin faydası yoktur. Uygula ve öğrenciye kanıtla. İşte o zaman gerçek bilgi sahibi, erdemli öğrencileriniz olacaktır.
 
Modern eğitim sistemi birçok değişikliklere uğramış fakat bu değişikliklerin hiç biri sonuç yaratmamıştır. Sorun, eğitimin insani değerleri içermemesinden kaynaklanmaktadır. Öğrenciler, arzularını teşvik eden bir eğitim görmektedirler. Servet, bilgili olmak, zeka, bunların hepsi ancak doğru yolda kullanıldıkları vakit bir değer kazanırlar. Bu eğitim yanında insani değerleri de teşvik etmelisiniz. İnsani değerler, ilköğretim çağında işlenmeye başlamalıdır çünkü onlar ulusun gelecekteki liderleridir. İDE'nin, öğrencilerle beraber, tüm okul çalışanlarını kapsaması, çocukların, etraflarında değerleri uygulayan büyükleri görmeleri açısından önemlidir. Bu, onlarda ayrı bir itici güç ve istek oluşturacaktır. Ebeveynler ve öğretmenler, onların ideal olarak yetişmeleri için her çabayı göstermelidirler.
 
İDE eğitmenliği, büyük bir davranış inceliğinin yanısıra, sabırlı bir çabayı ve sürekli bir kararlılığı gerektirir. İDE öğretmenlerinde olması gereken üç esas unsur şunlardır.
1.     İnsani değerleri özümsemiş, bilgi birikimi sağlamış ve bu bilgiyi koordine etme becerisini kazanmış olmalı,
2.     Öğrencilerine bu eğitimi inanarak, severek ve isteyerek vermeli, yaptığı işten tatmin olup, huzur duymalı,
3.     Koordine edilmiş bilgisini ve söz konusu sevincini, bir hizmet anlayışı içinde bizzat uygulamalı
 
Bunlar, insan bedeninde doğrudan, 1.Baş  2.Yürek  3.Eller' e denk düşer. Bu üçü arasında tam bir uyum olmalıdır. Başını, yüreğini ve ellerini tam bir birlik ve uyum içinde kullanan kimse, giderek insani değerleri hakkıyla uygulayan biri haline gelecektir. Bu kişi İDE öğretmeni de olabilir, İDE öğrencisi de. Baş-Yürek-Eller'in baş harflerini yan yana koyarsak, ne ilginçtir ki, BEY kelimesi ortaya çıkar. BEY uyumu insani değerlerin uygulanmasını bilfiil sağladığı için, İnsani Değerler gerçekten de Baş-Yürek-Eller Değerleri 'dir. Kısacası, İDE ile BEY özdeşliği temelinde , insani değerlere yönelik eğitim ile uygulama arasındaki Birlik 'ten söz edebiliriz.
 
Yüzyıllardır, Anadolu Türkleri bu değerlere sahip çıkmış ve uygulamıştır.

Alnı
Kalbi          Açık Tutmak
Sofrayı

 
Alnın, Kalbin ve Sofranın Açık Tutulması'nın ne anlama geldiğini açıklamaya gerek yok. İlginç olanı, Alın-Kalp-Sofra 'nın  Baş-Yürek-Eller 'e hiç yakıştırma yapılmadan denk düşmesidir. Sofranın açık tutulması, doğrudan, insanlara ellerle hizmet vermenin önemli bir örneğini dile getirmektedir. Anadolu insanının bu güzelliği taşıması, hepimiz için itici, teşvik edici bir güç oluşturacaktır.
 
İnsani değerler, bizim beş hayat nefesimizdir, yaşamın temel güçleridir. Bu değerleri uygulayarak, dünyayı koruyacak, huzur ve refahı sürdürebilecek güç zaten Yaradan tarafından biz insanlara verilmiştir. İnsani değerleri yaymanın içsel önemi işte budur. Dünya ve insan birbirine koşulsuz bağlıdır. Kendi içimizde, aramızda ve dünyada dengeyi ve huzuru sağlamak bizim ilahi görevimizdir.